Çiftçi Defteri
    TÜRKİYENİN EN GÜVENİLİR
                GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK PORTALI

E-Posta
Şifre
Beni Hatırla    
Ş. Unuttum | Üye Ol
Bugün: 23 Şubat 2020 Pazar
Haberler Yazarlarımız Basından Makaleler Günlük Teknik Bilgiler Etkinlikler Foto Galeri Video Galeri
 Şuan Buradasınız: Ana Sayfa »  İçecek  »  TEKNİK BİLGİLER » 
facebook
Twitter
  ANA SAYFA   
 Tüketici köşesi
 Meyve suyu, şuruplar
 Kola, gazlı içecekler
 Su, Soda, Maden suyu
 Alkolü İçkiler
 Çay, Kahve
 Süt, Süt Ürünleri
 Şalgam
 Diğer içecekler

Halk arasında bitkilerden faydalan en eski ve yaygın şekli bitkilerin iline getirilerek içilmesidir. "Çay" ismi bugün dünyanın pek çok yerinde de sudan sonra en fazla tüketilen -Zamellia sinensis bitkisiyle hazır- içecek için kullanılmaktaysa da, soyunca farklı bitkiler çay olarak inmiştir.

TIBBİ ÇAYLAR 

“Çay” ismi bugün dünyanın pekçok yerinde Camellia sinensis bitkisiyle hazırlanan içecek için kullanılmaktaysa da, farklı bitkiler çay olarak hazırlanmaktadır; çaylar tıbbi amaçla hazırlanıyorsa farmakopelerde  belirtilen özellikleri taşımalıdır

Halk arasında bitkilerden faydalanmanın en eski ve yaygın şekli bitkilerin çay haline getirilerek içilmesidir. “Çay” ismi bugün dünyanın pekçok yerinde -belki de sudan sonra en fazla tüketilen- Camellia sinensis bitkisiyle hazırlanan içecek için kullanılmaktaysa da, özellikle Çin ve Hindistan dışındaki ülkelerde çok daha eskiden farklı bitkiler çay olarak hazırlanmıştır. Ülkemizde de, dallı çay, kekik çayı, elma çayı, ada çayı, dağ çayı gibi farklı çaylar içilmektedir.

 

Teknolojik gelişmelerle çayların hazırlanması başlı başına bir endüstri haline gelmiştir. Evde hazırlanan çaylar genellikle tıbbi değer taşırken, endüstriyel çayların hepsi tıbbi amaçla imal edilmez. Daha çok lezzet ve maliyet dikkate alınarak üretilen bu çayların farmakope(İlaç ve ilaç hammaddelerinin standartlarını veren, resmi otoriteler tarafından hazırlanmış kitaplar) standartlarına uyması gerekmez. Almanya’da gıda kapsamında üretilen ve satılan nane, papatya, rezene çaylarındaki uçucu yağ miktarı farmakopelerde belirtilen en düşük miktarın çok altındadır. Ülkemizde piyasaya sürülen kuşburnu mamulleri üzerinde yapılan analizlerde de C vitamini miktarının çok düşük olduğu tespit edilmiştir. Gıda, gıda desteği ve fonksiyonel gıda kapsamındaki endüstriyel çayların imalatına ve ithalatına Tarım ve Köyişleri Bakanlığı izin verir. Bu çayların üzerinde “şu rahatsızlığa karşı kullanılır” gibi ifadelere yer verilemez. Piyasada “ot çayı” (herbaltea, kräutertee) ve “meyve çayı” (fruittea, früchttee) olarak satılır. Ahududu, anason, ayıüzümü, böğürtlen, çilek, elma, frenk üzümü, ıhlamur, kuşburnu nane, rezene, papatya, sapanca çayı, yaban mersini en çok tüketilen çaylardandır.

 

Endüstriyel çaylar tıbbi amaçla hazırlanıyorsa farmakopelerde belirtilen özellikleri mutlaka taşımalıdır. Tıbbi çaylar -diğer ilaçlar gibi- kalite değerleri, farmakolojik etkileri ve yan etkileri kontrol edilerek Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılır. Kullanım amaçları ve etkileri yüzyıllardır bilinen drogları, piyasaya yeni sürülen sentetik ilaçlar gibi ayrıntılı incelemeye tabi tutmayı uygun bulmayan bazı ülkeler, tıbbi çayların ruhsatlandırılması için özel komisyonlar kurmuştur.

           

Tıbbi çay çeşitleri
<!--[if !supportLineBreakNewLine]-->
<!--[endif]-->

1. Tek bitki çayları: Tek bir bitkinin kök, rizom, kabuk, yaprak, çiçek, meyve, tohum gibi kısımlarından veya bütününden hazırlanan çaylardır. Ihlamur çayı, kuşburnu çayı, nane çayı, papatya çayı, sinameki çayı gibi çaylar bu gruba girer. Halk hekimliğinde yaygın şekilde kullanılır. Endüstriyel olarak da üretilir.


2. Karışım çaylar: İçinde birden fazla bitki veya bitki kısmı bulunan çaylardır. Son yıllarda imalatı artmaktadır. Bunda teknolojideki gelişmeler, insanoğlunun farklı içeceklere yönelmesi, çeşitli toplumlarda kullanılan tedavi yöntemlerinin diğer toplumlar tarafından öğrenilmesi gibi faktörler rol oynamaktadır. Tedavide kullanılan karışım çayların bazıları çeşitli ülkelerin farmakopelerinde yeralmaktadır. Bu çaylar genellikle 4-7, bazan 20-30 drogun karışımıyla imal edilir. Karışım çaylarda üç tip drog bulunur:


- Temel droglar:
Tedaviye yönelik olarak kullanılan droglardır. Karışımda 2-3 adet bulunur ve karışımın en az %70’ini teşkil eder.
- Yardımcı droglar: Temel drogların etkisini artırıcı veya yavaşlatıcı droglardır.

- Tamamlayıcı droglar: Karışımın güzel görünmesini ve hoşa gitmesini sağlayan droglardır.

Özellikle güzel renk ve hoş koku veren bitkiler bu amaçla kullanılır. Bu droglar endüstriyel çaylarda daha fazla öneme sahiptir.

 

Karışım çaylarda kullanılan drogların parça büyüklükleri eşit olmalıdır; aksi takdirde iyi bir karışım sağlanamaz. Droglar tat, koku vb. özellikler bakımından da uyumlu olmalıdır.

3. Öz çaylar: Drogların bileşiminde bulunan etkili maddelerin ekstraksiyon yöntemiyle elde edilmesiyle hazırlanan çaylardır. Ekstraksiyon aracı olarak su dışında etanol, eter gibi maddeler de kullanılır. Endüstriyel çaylarda kullanılan bazı ekstraksiyon maddeleri yüksek kalite gerektiren tıbbi çaylar için uygun değildir. Tıbbi öz çaylar farmakopelerde müsaade edilen maddelerle ekstrakte edilir.


Tıbbi çayların hazırlanışı genel olarak bildiğimiz çayın hazırlanışına benzer. Ancak, özellikle tıbbi amaçlarla kullanılan çaylarda bu işlem, drogun özelliğine, etkili maddesine, parçalanma durumuna göre bazı farklılıklar gösterir. Farmakopelerde hangi droğun ne şekilde hazırlanacağı belirtilir.

 

Tıbbi çay hazırlama yöntemleri


1. İnfüzyon (demleme): Bitki veya bitki karışımı kaynamakta olan suya ilave edilir, 5-10 dakika demlenir, süzülür, sıcak veya soğuk içilir. Bu yöntem bilhassa uçucu yağ ve glikozit ihtiva eden droglarda ve topraküstü kısım (herba), yaprak, çiçek gibi kısımları kullanılan bitkilerde uygulanır.


2. Dekoksiyon (kaynatma):
Bitki veya bitki karışımının üzerine soğuk su ilave edilir, 5-10 dakika kaynatılır, birkaç dakika demlenir, süzülür, sıcak veya soğuk içilir. Bilhassa alkoloid, saponin, tanen ihtiva eden droglarda ve kök, kabuk, odun gibi sert kısımları kullanılan bitkilerde uygulanır.


3. Maserasyon (ıslatma): Bitki veya bitki karışımının üzerine soğuk su ilave edilir, birkaç saatten bir-iki güne kadar değişen sürede oda sıcaklığında bekletilir (arada sırada çalkalamak veya karıştırmak faydalıdır), süzülür, soğuk olarak veya ısıtılarak içilir. Bilhassa keten, hatmi, ebegümeci, salep gibi müsilajlı droglarda kullanılır. Çünkü sıcaklık, müsilajlı maddelerin akışkanlığını azaltarak süzülmesini güçleştirir. Ayrıca, çaya geçmesi istenmeyen etkili maddeler varsa ve bu maddeler sıcak suda daha fazla çözünüyorsa maserasyon yapmak uygundur.


Bu yöntemlerden en yaygın kullanılanı infüzyondur. Bazan ikisini veya üçünü birlikte kullanmak gerekebilir. Önce kök, kabuk gibi kısımlar suyla kaynatılır, kaynatmaya son verildikten sonra topraküstü kısım, yaprak, çiçek gibi kısımlar konur, gerekirse çay süzüldükten sonra soğutulup müsilajlı droglar ilave edilir. Bu uygulama endüstriyel çaylar için mümkün olmamakla birlikte, evde hazırlanan karışım çaylar için gereklidir. Çayın hazırlanış şekli bazı drogların etkisini değiştirebilir. Mesela, kayışkıran kök ve rizomlarının infüzyonu idrar söktürücü, dekoksiyonu idrar zorluğunu giderici; ipeka kökünün infüzyonu balgam söktürücü, dekoksiyonu ishal kesici etki yapar.


Eczanelerde hazırlanan çaylarda distile su (steril su) kullanılır. Mikrobiyal faaliyet olmaması için, evde hazırlanan çaylarda -özellikle maserasyonlarda- kaynatılıp soğutulmuş su kullanmak ve süreyi iyi ayarlamak gerekir. Çay hazırlanacak bitki kısımları ne kadar çok ufalanırsa çaya geçecek etkili madde miktarı o kadar artar. Ancak bu defa süzme işlemi zorlaşır ve çay bulanıklaşır. Çayın görüntüsü bilhassa keyif içimlerinde önemlidir. Endüstriyel poşet çaylar aldıkları çayı görmek isteyenler için uygun değilse de, süzme ve doz ayarlaması açısından kolaylık sağlar. İnfüzyonlar sıcak, dekoksiyonlar soğukken süzülmelidir. Ev çaylarının demli değil, açık hazırlanması tercih edilir. Çocuklar, yaşlılar ve hamileler normalden daha açık çay almalıdır.

 

Tıbbi çay kullanma kuralları


Bitkiler doğru seçilir, iyi muhafaza edilir, usulüne uygun şekilde çay haline getirilirse tıbbi kullanımlarda genellikle başarılı sonuçlar alınır. Üşütmeye bağlı rahatsızlıklarda (boğaz ağrısı, öksürük vb.) sindirim sistemi rahatsızlıklarında (mide spazmı, şişkinlik, iştahsızlık, kabızlık, ishal vb.), böbrek ve idrar yolları hastalıklarında (idrar yolu iltihapları vb.), safra kesesi hastalıklarında, psişik rahatsızlıklarda (sinirlilik, uykusuzluk vb.), cilt, karaciğer, hafif kalp ve damar hastalıklarında tıbbi çaylardan faydalanılır. Ağır kalp hastalıkları, infeksiyon hastalıkları, kanser gibi hastalıkların tedavisinde çaylar alternatif olarak düşünülmemelidir.

Tıbbi çaylar belirli dozlarda kullanılır. Doz ayarlanırken, pratik olması açısından, bitki veya karışım için çay kaşığı (5 ml), tatlı kaşığı (10 ml), yemek kaşığı (15 ml), su için su bardağı (150 ml) gibi ölçüler kullanılır. Genellikle bir bardak su için bir tatlı kaşığı bitki yeterlidir. Eczanede hazırlanan veya reçeteye yazılan çaylarda tam ölçü verilir. Çaylar genellikle %2’lik infüzyon veya dekoksiyon şeklinde hazırlanır ve içilir. Doz ayarlaması önemli olmakla birlikte, çoğu çay hafif etkili olduğu ve toksik maddeler ihtiva etmediği için keskin bir doz sınırı yoktur. Ancak, bazı çayların yan etkileri olabileceği için dozun aşılmamasına dikkat edilmelidir. Bebeklerde ve çocuklarda dozlar çok daha düşük tutulmalıdır.


Tıbbi çaylar aç karna ve şekersiz içildiğinde daha etkili olur. Şekersiz içilemeyen çaylarda bal, pekmez veya rafine edilmemiş (kahverengi) şeker kullanılabilir. Çaya limon ilave edilebilir. Terletici etkili çaylar sıcak; ateşli hastalıklarda kullanılan çaylar soğuk olmalıdır.


Tıbbi çaylar, alışkanlık ve yan etki yapmaması için düzenli ve süreli kullanılmalıdır. Sık ve süresiz kullanılıyorsa, benzer etkili birkaç farklı çayın veya çay karışımının hergün değiştirilerek içilmesi tavsiye edilir. Kronik rahatsızlıklarda çay karışımları haftada veya en azından ayda bir değiştirilmelidir. Kaynağı ve karakteri bilinmeyen bitkilerle çay hazırlanmamalıdır.


Ülkemizde endüstriyel çay imalatı gelişmektedir, ancak hammaddenin -ülkemizde bulunmasına rağmen- büyük ölçüde ithal edilmesi üzücüdür.

 

http://www.gidahareketi.org/

Ekleme Tarihi
13.09.2009
Ekleyen Kişi
gidatarim2

Paylaş | |

>> Arşiv İçin Tıklayınız