Çiftçi Defteri
    TÜRKİYENİN EN GÜVENİLİR
                GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK PORTALI

E-Posta
Şifre
Beni Hatırla    
Ş. Unuttum | Üye Ol
Bugün: 20 Ocak 2020 Pazartesi
Haberler Yazarlarımız Basından Makaleler Günlük Teknik Bilgiler Etkinlikler Foto Galeri Video Galeri
 Şuan Buradasınız: Ana Sayfa »  Su Ürünleri »  Kültür balıkçılığı, Deniz »  BASINDAN MAKALELER » 
facebook
Twitter
  ANA SAYFA   
 Örgütler, Paydaşlar
 Tür, Irk
 Aşı, İlaç
 Mekanizasyon
 Kültür balıkçılığı, Deniz
 Kültür balıkçılığı, Tatlı Su
 Avlanma, Av teknolojisi
 Su ürünleri
 İhracat, İthalat
 Ticaret, Pazarlama
 Araştırma, Geliştirme
 Kamu çalışmaları
 Destek, teşvikler
 Diğer

İki arada bir derede kalmaktır bu

 
 
Ahmet Yazıcıoğlu 

 
 
 
Kültür balığının nimetlerini saya saya bitiremeyenleri gel de hayret ve tebessümle izleme. Deniz balığıyla kültür balığını kıyaslayanları da...
Besi balıkları, lüks restoranlarda deniz balığı diye yutturuluyormuş. Demek isteniyor ki; kültür balıklarının deniz balıklarından hiçbir farkı yoktur! Bu kabilden bir yığın safsata.
Hiç unutmam, Sakız'ın en güneyi Emborios'ta öğle yemeği yiyecektik. Tertemiz bir balıkçı köyü, sahildeki restoranları ise misler gibi. Arkadaşım, balıkları önceden görmeyi arzu etti.
- Güzel bir barbun olsa da şöyle ağzımızın tadıyla yesek!
Yılların restorancısı olduğu her halinden belli Sakızlı, elindeki balıkları buzdolabından çıkarırken "barbun" lafımıza pek güldü.
- Barbun ne gezer paşam? Bizde tazecik gümüş balığı var, sardalya var, köpek balığı var. Şunları zaten tavsiye etmem.
Restoran sahibinin "şunları" diye gösterdiği, kültür çipurası ile kültür levreğiydi. Bize sardalya kızarttı, yağsız tavada gümüş balığı yaptı, sofrayı nefis ahtapot, kalamar ve karides ızgarayla donattı. Kidonya, Feta peynirli Greek salat, deniz börülcesi, kaya koruğu salatası ile kızarmış peynir getirdi.

KOMŞU VE BİZ
 
Hasılı balığın yokluğunu, diğer deniz mahsulleriyle giderdi. Ama istemeye istemeye gösterdiği kültür balıklarını vermekten de ısrarla kaçındı.
Bizde de tam tersi. Millet resmen etki altına alınmaya çalışılıyor. Çiftlik balığı konusunda gereksiz ön yargı varmış. Kültür çipura ve levrek sektörü ülkemiz için stratejikmiş. Balık ağaları şöyle diyor.
- Çiftliklerin denizel ekosistem üzerinde inanılmaz bir tahribat yaratarak geri dönülmez etkiler bıraktığı, turistlerin bu alanlarda yüzmek istemediği yönünde haberler ile tek taraflı bir kamuoyunun oluşturulmak istendiği görülmektedir!
Mevzuat gereği balık çiftlikleri, karadan 1.1 kilometre uzaklıkta ve en az 30 metre derin sularda olmalı ya, işte bu kural da mutlaka kaldırılmalıymış. Lobi faaliyeti amacıyla bu konuda neredeyse haftada bir kitap çıkarılıyor, bazı ülkelerde balık tesislerinin kıyıya ne kadar yakın olduklarına dair fotoğraflar basılıyor. Mevzuatı bizden daha ağır ülke olmadığı vurgulanıyor.

BİR TEKLİF
 
Madem öyle Çeşme'nin başta deniz kıyısındaki tüm turistik tesisleri olmak üzere plajlarının tamamı levrek ve çipura kafesleriyle kaplanmalıdır. Deniz balığı isteyenler de restoranlardan kovulmalıdır!
Kültür ırkı balıklar koyu, mat bir renkteymiş, başları, solungaçları, gözleri bir tuhafmış, kuyrukları bile gelişmiyormuş. Lezzetleri tartışmalıymış. Buna rağmen iriceleri deniz balığı diye satılıyor, herkes de yutuyormuş. Alıcılara "Çiftlik balığı istiyorum" dersi verilmeliymiş.
 
Balık yasağı kalktı ya siz bundan sonra görün balıkçı tezgahlarını, deniz balığı ile besi balığının arasındaki şekil ve lezzet farkını.
Koparılan yaygara bir yana, hatırlayın Bodrum'da birkaç yıl önceki toplu balık ölümlerini. Milyonlarca besi levrek ve çipurası telef olmuştu. Onca balık kendi kirlettikleri denizde can vermişti.
Yazımızı balık lobisinin kitapçığından bir sözle tamamlayalım.
"Ülkemiz insanının balık tüketmesini istiyorsak, insanımızın etki altında bırakılmadan balık yemesi sağlanmalıdır!"
Tabii yersen...

KILÇIK
Kötünün kapısını açarsan, önce seni teslim alır.
 
 
 
 
 
 

Ekleme Tarihi
14.09.2012
Ekleyen Kişi
gidatarim2

Etiketler: Ahmet Yazıcıoğlu ,kültür balığı
Paylaş | |

>> Arşiv İçin Tıklayınız