Çiftçi Defteri
    TÜRKİYENİN EN GÜVENİLİR
                GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK PORTALI

E-Posta
Şifre
Beni Hatırla    
Ş. Unuttum | Üye Ol
Bugün: 04 Nisan 2020 Cumartesi
Haberler Yazarlarımız Basından Makaleler Günlük Teknik Bilgiler Etkinlikler Foto Galeri Video Galeri
 Şuan Buradasınız: Ana Sayfa »  Su Ürünleri »  BASINDAN MAKALELER » 
facebook
Twitter
  ANA SAYFA   
 Örgütler, Paydaşlar
 Tür, Irk
 Aşı, İlaç
 Mekanizasyon
 Kültür balıkçılığı, Deniz
 Kültür balıkçılığı, Tatlı Su
 Avlanma, Av teknolojisi
 Su ürünleri
 İhracat, İthalat
 Ticaret, Pazarlama
 Araştırma, Geliştirme
 Kamu çalışmaları
 Destek, teşvikler
 Diğer

Besicisinden üreticisine, satıcısına, kamu yönetimine kadar herkes Et ve Balık Kurumu'nun faaliyete geçip, et piyasasını düzenlemesini istiyor. İlginç ki, yıllar önce özelleştirdiğimiz kurumdan şimdi medet umuyoruz.

 
Özelleştirme karşıtı mıyım? Hayır, değilim. Aksine devletin bazı alanlardan tamamen elini eteğini çekmesi taraftarıyım. Çünkü, devletin, ‘kamu yararına' deyip, bazı konularla iştigal etmesinin zararlarını, yıllarca yine kamunun kendisi gördü. Kamu yararının aslında, sadece belirli bir kesimin yararına olduğu ortaya çıktı.
Özelleştirme karşıtı değilim ama bazı alanlarda gelecek adına hiçbir hesap kitap yapmadan, sonunun ne olacağı düşünülmeden haraç-mezat yapılan özelleştirmeye elbette ki karşıyım. İşte bu alanlardan bir tanesi de tarım. Maalesef tarımda yapılan yanlış özelleştirme politikalarının bugün ağır faturasını ödüyoruz. Daha doğrusu, tarımı ve hayvancılığı gelişmemiş bir ülkede bu alanda yapılacak bilinçsiz özelleştirmeler elbette, ileride ciddi sorun haline gelecektir. Nitekim de geldi.
Şimdi neden böyle dediğimi ve hangi konudan bahsettiğimi anlatayım. Malumunuz üzere son dönemde et fiyatlarında çok ciddi artışlar oldu. Halen de bana göre et fiyatları belirli bir noktaya oturmuş değil.
Ve fiyatlardaki bu yukarı tırmanış bir anda et piyasasını da karıştırdı. Burada et fiyatlarındaki artışın nedenlerine değinmeyeceğim. Çünkü, son dönemde bu konuda birçok yazı yazdım. Merak eden geçmiş yazılarıma bakarak, öğrenebilir.
Bugün öyle bir noktaya gelindi ki Türkiye'nin her tarafında üreticiden besiciye, büyük işletmelerden küçük işletmelere, eti işleyip satanlara kadar tüm kesim birbirini suçlar hale geldi.
 
Herkesin dilinde EBK var
Besiciler, fiyat artışının nedenini büyük üreticilere yükleyip sektörün, 10-15 bin hayvan bakan tekelcilerin elinde olduğunu söylüyor. Büyük üreticiler ise bunun doğru olmadığını savunup, besicilerin artan fiyatlar karşısında daha çok para kazanmak adına hayvanları kesime gönderdiğini savunuyor. Hükümet kanadı ise etteki fiyat artışlarını maksatlı ve spekülatif bulup, kimi kesimlerin fiyat artışını istismar ettiğini belirtiyor. Anlayacağınız, ortalık karmakarışık halde.
Ama dikkat ediyorum da herkes ortak bir noktada birleşiyor. O da Et ve Balık Kurumu'nun (EBK) yeniden faaliyete geçip, piyasada regülasyon görevini üstlenmesi.
Ne ilginç değil mi? Yıllar önce özelleştirdiğimiz kurumdan şimdi medet umuyoruz. "Aman, piyasayı kurtarsın" diyoruz. Peki, EBK, bu misyonu üstlenebilecek durumda mı?
Belki unutmuşsunuzdur diye EBK hakkında kısa bir bilgi vereyim. Kurum, 1993 yılında özelleştirme kapsamına alınıyor. 90'lı yıllara kadar 37 işyeri ile faaliyet gösteren EBK'nın, 18 işletmesi özelleştirme aracılığı ile satılıyor. 5 işletmesi bedelsiz olarak devrediliyor ve 3 işletmesi de kapatılıyor. Yani, 37 işletmeden 26'sı gidiyor. Geriye sadece 11 işletme kalıyor ki, tahmin edeceğiniz gibi de bunlar gerek bölgesel gerekse de işlevsel olarak çok da önemli işletmeler değil.
 
EBK'nın; Şanlıurfa, Elazığ, Bursa, Kars, Tatvan, Suluova, Afyon, Malatya, Kastamonu, Bayburt, Ankara, Erzincan, Burdur, Gaziantep, Eskişehir, Sivas, Manisa ve Samsun'daki kombinaları özelleştirme aracılığı ile satılmış. Kızıltepe, Yüksekova, Fatsa, Konya, Kayseri kombinaları ise bedelsiz olarak devredilmiş. Yine EBK'nın, Trabzon Balık Mamulleri Fabrikaları, Zeytinburnu Et Kombinası ve Haydarpaşa Et İşletmesi de kapatılmış.
Dikkat ederseniz; satılan ve devredilen işletmelerin hepsi gerek bölgesel gerekse de işlevsel olarak önemli işletmeler.
Ne ilginçtir ki, 2005 yılına EBK, özelleştirme kapsamından çıkartılıyor. Gerekçe, hayvancılık sektöründe düzenleyici ve destekleyici rol üstlenmesi. Kurum özelleştirme kapsamından çıkar çıkmaz da 2006 yılında, Ağrı İl Özel İdaresi'ne ait Ağrı Et Kombinası'nı devralıyor.
Bugün, EBK'nın elinde; Adana, Ağrı, Bingöl, Diyarbakır, Erzurum, Sakarya, Sincan ve Van olmak üzere toplam sekiz işletme bulunuyor. Ve maalesef ki, yine bugün EBK'nın piyasadaki rolü yüzde 1 bile değil.
 
Açacaktık, neden sattık
Hal böyleyken, "Madem faaliyete geçirecektin, neden özelleştirme kapsamına alıp da asıl önemli olan işletmeleri sattın" diye sormazlar mı? Bu sorunun cevabı, "O zamanki şartlar başkaydı, şimdi başka" ise... Başta kastettiğim de bu. Bazı alanlarda özelleştirme yaparken geleceği görüp, öyle plan yapacaksın. Geleceği görecek olanlar da kamuoyu değil; kamuoyunu yönetenler.
Şimdilerde dikkat ediyorum, kamu yönetiminden tüm kesimlere kadar herkesin ağzından EBK düşmüyor: "EBK, yeniden devreye girsin"... "EBK, ihtiyacı karşılayacak kadar et ithal etsin ki, fiyatlar düşsün"... "EBK, aktif piyasaya girip düşük fiyatla et satarak fiyatların çıkışını durdursun"...
Kimse kusura bakmasın ama ne olması bekleniyor. EBK, sattığı tüm işletmeleri geri mi alacak? Kaldı ki, o işletmelerin artık yerinde yeller esiyor. Büyük bir kısmı zaten arazisi için satın alındı. Ya da EBK, yeniden işletmeler satın alıp, yatırımlar mı yapacak?
Kimse hayal dünyasında yaşamasın. Sadece bir dönemliğine et fiyatları yükseldi diye, EBK'yı diriltip, yeniden faaliyete geçirmek kadar abesle iştigal bir konu olamaz.
Evet... Bundan sonra da et fiyatları zaman zaman yükselecek. Belki de bugünkü fiyatından aşağılara inmeyecek. Ama bunun önleminin alınması hükümetin, Tarım Bakanlığı'nın işi. Daha açık bir anlatımla uygulanacak politikalardır

 

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=138047&KOS_KOD=9

Ekleme Tarihi
22.03.2010
Ekleyen Kişi
Kemal Erdoğan

Paylaş | |

>> Arşiv İçin Tıklayınız