Kooperatifçilik Haftası
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-''BM'nin Uluslararası Kooperatifler Yılı ilan ettiği
2012'de, Türk kooperatifçiliği radikal düzenlemeler
yapılacak şekilde yeniden ele alınmalı''
-''Üretici ile tüketici fiyatları arasında 5 kata varan
farkın oluşmasının sebebi, üretici örgütlerinin yeteri kadar
olmaması ve güçsüz bulunmaları''
ANKARA (A.A) - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel
Başkanı Şemsi Bayraktar, Birleşmiş Milletler'in (BM) ''Uluslararası Kooperatifler
Yılı'' ilan ettiği 2012'de Türk kooperatifçiliğinin radikal düzenlemeler
yapılacak şekilde yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.
Bayraktar, Kooperatifçilik Haftası dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada,
dünyada tarıma uygun arazilerin giderek azaldığını, buna karşın nüfusun arttığını
ifade ederek, 7 milyarlık dünya nüfusunun 2050'de 9 milyara ulaşmasının
beklendiğini, artan nüfusun beslenebilmesi için de gıda üretiminin yüzde 70
artırılması gerektiğini kaydetti.
Bu noktada sınırlı tarım alanlarının rasyonel kullanımı ve verimin
yükseltilmesi yanı sıra tarladan sofraya her aşamada gıda kayıplarının azami
ölçüde önlenmesinin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Bayraktar, hedefe
ulaşmada, üretici organizasyonlarına büyük görevler düştüğünü ifade etti.
Bayraktar, özetle şunları kaydetti:
''BM Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Bankası yöneticileri gıda
krizini önlemede, krizlere çare üretmede kooperatifçiliğin çözüm olabileceğini
her fırsatta dile getiriyorlar.
Dünya ve Türkiye kooperatifçiliğinde büyük farklar göze çarpıyor. Gelişmiş
ülkeler ve özellikle AB'de kooperatifler, tarım politikaları, tarımsal destek
uygulamaları, tarım bankacılığı ve tarım ürünleri piyasalarının en önemli aktörü
ve yönlendiricisi konumunda. AB mevzuatı, ilgili kurum ve kuruluşların
görevlerinin bir kısmını üretici örgütlerine devrini öngörüyor.
Türkiye'de ise kooperatifler örgütlü yapılar olarak, devletin desteklemek
istediği tarım, esnaf ve sanatkar kesimine kaynak aktarmakta bir araç olarak
kullanılmıştır. Bu bakımdan kooperatifler ekonominin sırtında bir yük olarak
görülmektedir.''
-''Kooperatifler yasal boşluk ve karmaşıklıklardan kurtarılmalı''-
Tarımsal ürünlerin işlenmesinde kooperatiflerin payının Türkiye'de yüzde 1
ile yüzde 10, AB ülkelerinde ise yüzde 30 ile yüzde 100 arasında değiştiğine
işaret eden Bayraktar, Türkiye'de mevcut 13 bin tarımsal kooperatifin pazarda
hiçbir etkinliğinin görülmediğini, Almanya, İspanya ve Fransa'da 2 bin-3 bin
kooperatifin 70-80 milyar Avro, Hollanda'da ise sadece 51 kooperatifin 48 milyar
Avro'luk tarımsal ürün pazarını kontrol ettiğini kaydetti.
Bayraktar, ''Tarımsal işletmelerin küçük ve çok parçalı olduğu ülkemizde
ekonomik örgütlenme yetersiz kalmış, kooperatiflerin bir üst çatı kuruluşa bağlı
bulunmamaları nedeniyle tarımsal örgütler arasında yeterli koordinasyon
sağlanamamıştır. Bunun sonucu olarak üreticinin pazar payı bir türlü artmamış,
girdisini pahalıya alan üretici, ürününü değerinin altında satmak zorunda
kalmıştır. Tarımsal ürünlerde üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasında 5
kata varan fiyat farkı oluşmasının sebebi, üretici örgütlerinin yeteri kadar
olmaması ve güçsüz bulunmalarıdır'' değerlendirmesini yaptı.
Şemsi Bayraktar, Türkiye'de sosyal adaletin sağlanması, kırsalda ekonomik
kalkınmanın hızlandırılması ve bölgeler arası dengesizliğin giderilmesi için de
kooperatifçiliğin yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kooperatiflerin yasal boşluk ve karmaşıklıklardan kurtarılmasının önem
taşıdığını belirten Bayraktar, devletin kooperatiflere müdahaleci rolü
azaltılarak kooperatifleşmenin teşvik edilmesi, kooperatiflerin mali yönden
güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
-''Tarımsal örgütlenme tek çatı altında toplanmalı''-
Bayraktar, son yıllarda eğitim seviyesinin yükselmesi ve ortakların
bilinçlenmesine paralel kooperatifçilikte önemli gelişmeler yaşandığını ifade
ederek, şunları kaydetti:
''Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan Kooperatifçilik
Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2012-2016) da değişen ülke ve dünya koşulları
çerçevesinde ülkemizdeki kooperatifçiliğin mevcut sorunlarının giderilerek, ideal
bir yönde geliştirilmesine yönelik önemli bir adım olarak göze çarpıyor.
Dünyada tarımsal kooperatiflerin genellikle tek bir çatı altında örgütlenmiş
oldukları görülmektedir. Türkiye'de ise tarımsal örgütlenme 3 farklı yasa ile 6
ayrı bakanlık bünyesinde yer almakta ve bu bakanlıklar arasında bir koordinasyon
sağlanması mümkün olamamaktadır. Bizde de tarımsal örgütlenmenin gerek AB
ülkelerinde gerekse gelişmiş diğer ülkelerde olduğu gibi konsey veya
konfederasyon benzeri bir üst örgütte tek çatı altında toplanması gerekmektedir.
Türkiye'de 'Devletin kaynaklarından nasıl istifade ederiz' zihniyetinden
ziyade, 'Ortakların güç ve kaynaklarını en etkin nasıl harekete geçirebiliriz'
anlayışının hakim olduğu bir örgütlenme modeli geliştirilmelidir.''
|