Çiftçi Defteri
    TÜRKİYENİN EN GÜVENİLİR
                GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK PORTALI

E-Posta
Şifre
Beni Hatırla    
Ş. Unuttum | Üye Ol
Bugün: 30 Mayıs 2020 Cumartesi
Haberler Yazarlarımız Basından Makaleler Günlük Teknik Bilgiler Etkinlikler Foto Galeri Video Galeri
 Şuan Buradasınız: Ana Sayfa »  Yazarlarimiz » 
facebook
Twitter
 ANA SAYFA
 Gıda
 İçecek
 Tarla Bitkileri
 Sebzecilik
 Meyvecilik
 Hayvancılık
 Su Ürünleri
 Orman, Peyzaj
 Organik Tarım
 Çevre, Enerji
 Bilişim, Teknoloji
 Tarım Tedarik
 Ekonomi, Lojistik
 Tarımsal Desteklemeler

 Toplumun önem verdiği okul ve sağlık tesisleri bilim insanları olarak bizlerin de hassas olduğu konulardır. Ancak okul yapılacak yer, hastane yapılacak yer için de ekolojik, sosyolojik ve psikolojik olguların da dikkate alınması gerekir.

Kamuya ait her görülen düz veya düze yakın arazi uygundur hemen yapalım anlayışı maalesef bugün hepimizin üzüntü ile izlediği bir durumdur. Son altı yıldır önce Ç.Ü. Pamuk Araştırma Merkezi alanının hastane yapılması ve araksından okul yapımı, yarın metro ray hattı derken neredeyse üniversitenin arazileri delik deşik edilerek bütünlüğü bozulur duruma gelmiştir. Bu bağlamda yazılan çizilenler biliyorum ki sizleri de bizleri de yormuştur. Pamuk Araştırma alanı üzerinde yürütülen hukuki davalar sonucunda üniversite lehinde mutlak tarım toprağı kapsamında olduğu belirlenmiştir. Ancak bu konuda başından beri söz konusu arazi varlığının 5403 sayılı “ Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu” kapsamında özel ürün ve mutlak tarım arazisi olması yanında üniversitenin bilimsel araştırma laboratuarı konumunda bulunduğunun belirtilmesine karşın maalesef yetkililerin diretmesi sonucu hastanhane inşaatı tamamlanmış ve kazanılan davalar nedeniyle hastane bir türlü bitirilemiyor. Bunun yanında yeni imar değişiklikleri ile konu tabiri caiz ise “kitabına uydurulmaya çalışılıyor”. Kızılderili reisin ifadesi ile toprağı ve bitkiyi kutsal sayıyoruz ancak olup bitenlerden dolayı yarınki pişmanlıkların insanlığın tümüne zarar vereceğini düşünüyoruz. TOKİ hastanesi alanının mutlak tarım alanı olduğunun mahkemelerce tescil edilmesi gerçeği yanında şimdi de 1976 yılında kurulan 386 zeytin çeşit’inden bugün çoğunluğu 35 yaşında olan zeytin ağaçlarının sökülerek yerine bir hayırseverin yaptıracağı okul inşaatına dönüştürülmek istenmektedir.

Tam da yetkililerin üniversitenin sabrını sınarcasına bizleri nasıl olsa davayı da kazansanız yine de bir şey değişmez anlayışının gelen tavırları bizleri yıldırmayacaktır.

Bilim insanı olarak tarım ve toprağın insanlığın beslenme kaynağını bilen ve öğreten öğretim üyeleri olarak toprağa yapılan bu haksızlığı kabullenemeyiz. Bu konudaki görüşlerimizi bilimsel bilgimiz ve gücümüz ölçüsünde topluma anlatacağız.  

Üniversitenin bilimsel laboratuarı niteliğindeki Zeytin Gen Merkezi, Tarım ve Köyişleri BakanlığımızÜlkesel Meyve Genetik Kaynakları ” projesi kapsamında “ Ulusal Zeytin Genetik Kaynakları Koleksiyonunun ” bir paraleli olarak kurulmuş ve günümüze kadar 386 zeytin çeşit ve genotipine ulaşmış durumda olup bölge çiftçisine de uygun çeşit seçimine yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Son yıllarda Çukurova Bölgesinde zeytin ekim alanları için kredi destekleri sağlanmakta olup önümüzdeki yıllarda bölgemizde pamuk bitkisinin yerini alacak ve narenciyeye alternatif bir bitki olarak milli ekonomiye katkıda bulunacağı beklenilmektedir. Zeytin insanların geçmişten beri dikimini yaptığı kutsal kitaplara konu olmuş, toprak korumada önemli bir özelliği olan en marjinal alanlarda bile yetişebilen doğaya uyumlu gelişme sağlayan bir bitkidir. Kamuoyunda son yıllarda organik üretimi öne çıkan ve sağlıklı gıda listesinin ilk sırasında yer alan bir bitki konumdadır.

Bugün Türkiye'nin ikinci büyük zeytin gen merkezi konumundaki Çukurova Üniversitesi Zeytin Gen Merkezi’nin bilimsel bir değerlendirmeye tabi tutmadan, salt rant amacıyla sökülüp yerine ulvi bir kurum olan okul yaptırılmak istenmesi ile bilim kuruluşu ile eğitim kurumunun karşı karşıya getirilmesi kabul edilemez bir durumdur. Gerek TOKİ hastanesi gerekse zeytin gen bahçesinin yerine okul yaptırılması aşamasında Adananın akciğeri olan söz konusu tarım alanlarının korunması, 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması” hakkındaki kanuna ve 5403 sayılı “ Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu” kapsamında özel ürün ve mutlak tarım arazisi statüsüne uygun olarak korunmasını talep ettik. Bu talebimizi yeniliyor ve her ortamda doğadan yana olduğumuzu anlatmak zorundayız.

Bugün Adana ili Sarıçam ilçesi Balcalı mevkii 199 ada 2 No.lu parselde kayıtlı olan Üniversitemizin kuruluşundan bu yana Fakültemizin zeytin gen merkezi olarak kullandığı, kök mülkiyeti Üniversitemize ait olan bu taşınmaz Adana İl Özel İdaresi tarafından 2008 yılında Üniversitenin bilgisi dışında imar değişikliği yapılarak el değiştirmiştir. Yapılan yeni planlama ile söz konusu alan Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okul kompleksi yapılması için tahsis edilmiştir.  

Çukurova Üniversitesi bir eğitim kurumu olarak eğitime karşı olmadığını, arazi kullanım planlanmasına bağlı olarak üniversite yerleşkesinde yine kök mülkiyeti üniversiteye ait olan tarıma uygun olmayan bir alanda eğitim yerleşkesinin imarına sıcak baktığını valilik makamı düzeyinde yapılan karşılıklı görüşmelerde konu dile getirilmiştir. Bu konuda varılan karşılıklı anlaşmaya rağmen en son Adana Valiliğinin 28 Mart 2011 tarih ve B.08.4 MEM. 4.01.00.28.807010000/12968 sayılı yazısı ile

“Talebiniz doğrultusunda projenin başka bir alana kaydırılması için gerekli çalışma yapılmış olup, gelinen aşamada nihai olarak projenin 199 ada 2 parsele uygulanması zorunluluğu ortaya çıkmıştır” ifadesi kullanılmıştır. Söz konusu yazı ile üniversitenin eğitim kurumunun yapılmasına taraf olduğunu açıkça belirlenmiştir.

Aynı yazıda 1976 yılında zeytin genetik alanı olarak oluşturulan ve bugün 35 yaşında olan zeytin ağaçlarının 31.03.2011 tarihinde söküleceğini Çukurova Rektörlüğüne bildirmiştir.

Her ne kadar söz konusu yer yüzeyinin parsellemiş alanlarının tapusu kurum veya şahsılarda olsa da kullanım hakkının kamuda olduğunu savunuyoruz. İlgili 5403 sayılı “ Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu” kapsamında özel ürün ve mutlak tarım arazisi anlayışının temel felsefesi de arazi ancak kulanım hakkı ile size aittir. Araz amacı dışında kullanılamaz.

Bitkilerin büyüme dönemine girdiği ilkbaharın bu döneminde fizyolojik gelişme nedeniyle yüksek yapılı bitkilerin yerinden koparılarak başka alanlara aktarılması önemli ölçüde bitki kayıplarına neden olacaktır. Uzmanı bilim insanlarının bilimsel raporu zeytin ağaçlarının söküldüğü takdirde özellikle beslenme aracı olan kılcal kökleri tahrip olacağı ve bunun sonucunda geriye dönüşümü imkânsız kayıplar olacaktır. Söz konu genetik materyalin yerinden kaldırılması ve olası bitkilerin yeni yerine adapte olmaması ve kuruması bir şekilde cinayet kabul edilecektir.

Söz konusu gen bahçelerinin kurulması ve yaşatılması pahalı ve zaman alıcı olması nedeniyle mutlaka korunması ve uygun ekolojilerde geliştirilmesi gerekir. 

Kaldı ki üniversitemiz doğrudan kentin gelişimine yönelik USAM, TEKNOKENT gibi merkezleri hiçbir karşılık beklemeden ve kendi bütçesinden önemli kaynaklar aktararak yerleşkede inşa etmiştir. Yine kampüs ortasından yüzlerce dönüm araziyi karşılıksız geçiş yolu olarak Adanalılara tahsis etmiştir. Adana enerji hatlarının geçişi TEDAŞ enerji dağıtım merkez binası için yine üniversitenin ülke çıkarları yönünde tavır almış ve Adanın gelişimine katkıda bulunmaya çalıştığı kamuoyuna yansıyan bilgiler ile sabittir.  

Söz konusu OKUL İÇİN DE üniversitemiz UYGUN YER TAHSİSİ VE İLGİLİ ALANLA TAKASI konusunda yukarıda belirtildiği gibi öneride bulunmuştur. Tüm bu özverilere rağmen üniversite için hiçbir getirisi olmayan ancak Adana ve ülke için çok büyük bir değer oluşturan Zeytin Gen Merkezi niteliğindeki alanın ısrarla yapılaşmaya açılmaya çalışılması ne hukuki, ne akli, ne de vicdani hiçbir gerekçeye dayanmamakta; bu konuda ısrar edilmesi üniversitemiz ve duyarlı yurttaşlar tarafından anlaşılamamaktadır. Kaldı ki bilim kuruluşlarının laboratuarı olan gen merkezi ve tarım kuruluşlarının korunması ülkemizin teminatı altında olması gereken alanlar ne yazık ki günümüzde yetkililerince getirilmektedir.

Zeytin gibi ülkemiz tarımında ve doğal bitki zenginliği içinde tekçil yeri olan zeytin gen bahçesinin eksik bilgilendirme sonucu sökülmesine karar verildiği kanaatindeyiz. Para ile ölçülemeyecek kadar değerli olan söz konusu bahçenin sökülmesinin kimseye yararı olmayacağı, tam tersine ülkemiz tarımına ve bilimine zarar verecektir.

SONUÇ OLARAK bütün dileğimiz telafisi olmayan noktaya varmadan hatadan dönülmesi; bu alanın Türkiye ve insanlık için Zeytin Gen Merkezi olarak korunması, okul alanı olarak da üniversitemizin  daha uygun bir yer göstermesidir.

Önerimiz bilimin yol göstericiliğinde Adana’ya yakışır sağlıklı bir planlama ile okul için uygun alanın belirlenmesini ve zeytin gen bahçesinin yerinde korunmasını istemekteyiz. Adana için yeniden bilimsel ölçülerde yeni bir planlama yapılmalı, mutlak tarım alanlarında 5-8. sınıf araziler üzerine doğru kent ve sanayi kaydırılmalı. Hâlihazırda kullanılan alanlar efektif kullanılmalı ve planlı kentleşmeye geçilmelidir.

Bugünlerde ikinci, üçüncü üniversitenin konuşulduğu sırada birincisini geliştirmeden elindeki varlığını bir şekilde tırtıklayarak almak Adana’ya yarar sağlamayacağı gibi Üniversitenin de zayıflamasına yol açacaktır. Kim ki ülkemizin bu önemli kuruluşuna bilerek veya bilmeyerek yanlış yapıyorsa tarihi bir sorumluluk altında kalacaktır. Bilim tarihi bilgimiz, bilimini ve üniversitelerini geliştirmeyen toplumların geride kaldığını ve giderek dış güçlere bağımlı hale geldiğini göstermektedir. Bırakalım üniversitenin topraklarını üzerinde yapılaşmaya gitmeye, kenti planlı ve sürdürülebilir anlayışla yönetelim. Çukurova’nın bereketli toprağında planlı arazi kullanımı modelleri ile okul içinde hastane içinde yer bulunur. Üniversiteye metro içinde gerekirse yer altından yol da döşenir. Önce sağlıklı bir kent kültürü ve bilincinin insanımızda yaratılması gerekir. Buna öncelikle kent yönetimlerinin sahip olması gerekir. Planlı bir kent için Adanın ve Üniversitenin sağlıklı yaşanabilir birer mastır planı olmalıdır. Maalesef Adana çarpık bir kent görünümde dağınık büyümektedir. Bu bağlamda bırakalım Üniversite arazilerinde yer almayı, hep beraber kentimizi geliştirmek için kolları sıvayalım.

Önerim Adana’nın 1970’li yıllardaki gibi üniversiteye gönül vermesi; 1970’li yıllardaki yöneticilerin tutumuna benzer tutumları bugünün yöneticilerinden de beklemekteyiz.

 

30 Mart 2011, Çarşamba,  Adana

Ekleme Tarihi
31.03.2011
Ekleyen Kişi
İbrahim Ortaş


Paylaş | |
 DİĞER YAZILARI