Çiftçi Defteri
    TÜRKİYENİN EN GÜVENİLİR
                GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK PORTALI

E-Posta
Şifre
Beni Hatırla    
Ş. Unuttum | Üye Ol
Bugün: 01 Haziran 2020 Pazartesi
Haberler Yazarlarımız Basından Makaleler Günlük Teknik Bilgiler Etkinlikler Foto Galeri Video Galeri
 Şuan Buradasınız: Ana Sayfa »  Yazarlarimiz » 
facebook
Twitter
 ANA SAYFA
 Gıda
 İçecek
 Tarla Bitkileri
 Sebzecilik
 Meyvecilik
 Hayvancılık
 Su Ürünleri
 Orman, Peyzaj
 Organik Tarım
 Çevre, Enerji
 Bilişim, Teknoloji
 Tarım Tedarik
 Ekonomi, Lojistik
 Tarımsal Desteklemeler

 

Güç İlişkisi Kuralları Olmayı Engellediği Gibi Kişiliği de Zedeliyor

Ülkemizde en çok trafik olmak üzere hiçbir konuda kuralları olmayan ve gücü yeten yetene kıran kırana bir yaşam devam etmektedir. Genç ve dinamik toplum çok sayıda çelişkiyi acı ve sorunlu yaşayarak devam etmektedir. Yaşa ortalaması 24 olan ve çoğunluğu genç olan toplumda başta eğitimli ve gençler arasındaki işsizlik, üretimsizlik beraberinde çok sayıda sosyal ve kişisel sorunlarda yaratmaktadır.

Son yılarda şahsıma yaşanan süreçte kişiliğimi koruyabilirsem ne mutlu diye biliyorum. Açıkçası çoğu zaman karşılaştığımız sorunlar bazen taviz vermeye zorlamaktadır. Her işi kuralı ile yapmak, kuralı yaşamak ve yasal yolardan kopmadan çalışabilmek gittikçe zorlanmaktadır. Herkes işi kitabına uydurmaya çalıştığı bir durumda insanları zorlandığını görmekteyiz. Yurtdışında gördüğümüz Türklerin yurda gelince kurallara uymamaları sorgulandığında ilk cevap herkes yapıyor ben de yapıyorum. Nede, çünkü aksi taktirde karşıdaki ben geride bırakır diyor. Veya "başkası böyle yapıyor işi iyi gidiyor bende öyle yapıyorum". Bu da kendi fikrinin olmadığının en açık göstergesidir. Kendi fikri olmayan da başkasının durumuna göre davranır. Başkasının durumu günümüzde güç ilişkilerine indirgenmiştir. Kim güçlü ise onun etrafında kümelenme, ondan nemalanma durumuna gelmiştir. Güç ilişkisine bel bağlayanlar yağmur nereye yağarsa tarlasını orya taşıyan kişilikler olarak bundan da yarar görünce doğal olarak iyi bir iş yaptığını düşünerek bu işlemi alışkanlık haline getirebilmektedirler.

 

Kişilikli Olmak Önemlidir

Koşulların oluşturduğu güç ilişkileri ve yalakalık gibi insan onurunu zedeleyen ilişkilerden uzak durmak için de bilinçli ve tecrübeli olmak gerekir. Bernard Shaw “ İnsanlar tecrübeleri oranında değil tecrübelerinden aldıkları dersler oranında olgundurlar.

Güç ilişkileri kişilerin kişiliklerini de yok etmekte ve kişileri ister istemez taviz vermeye tabiri caiz ise yalakalığa kadar itebilmektedir. Bu konuda aşağıdaki öz değiş çok öğretici. 

"Yalaka inek,  kendisini kesecek kasabın, sadece orasını, burasını değil, kanlı bıçağını bile yalarmış." Kişiliği zayıf insan yaşamını bu şekilde yürüteceğini düşündüğü için bu şekilde davranmayı benimsemektedir. 

 

Doygun Olmak Gerekir

Birazda insanın doygun olmak gerekir. İnsanının küçük şeyler için başkalarına mahkûm olmaması gerekir. Günümüze kadar eli iş tutan, azıcık yeteneği olan kimse acından ölmemiştir. Tabii ülkemizde açlıktan ölen bebekler hariç. 

Eğer sorun karın doyurmak ise bir insan günlük olarak bir somun ekmeği ve 50 g beyaz peynir ile günlük kalori ihtiyacını giderir. Bir ekmek için de küçük düşmeye ve başkasına yalakalık yapmaya gerek yok. Çok para kazanarak kaliteli yaşayacağımızı düşünüyorsak önce onurumuzu ve kişiliğimizi kaliteli tutmak zorundayız. Açıkçası adam gibi adam olmak gerekir.  

Maalesef ülkemizde çok kullanılan adam olmak adam gibi adam olmak için çok konuşmak yerine A.Camus’un “Büyük adam olmaya gerek yok, sadece adam ol yeter” sözü çok anlamlı.

 

Düşünmek Önemli

Doğan Cüceloğlu “iyi düşün doğru karar ver adlı eserinde düşünerek hareket etmenin değişik örnekleri ile hepimizi uyandırmaktadır. Edison “ Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır” diyor. Evet, çoğu konuda düşünmeden konuşarak başımıza iş açarız. Tabii saf ve doğal olarak konuştuysak. Bilinçli ve bilgili olmak bilgimize yakışır davranış sergilemek önemlidir.

Düşünmek ve düşündürtebilmek, hayatı sorgulamak önemli bir kazanım. Kolay kazanılmayan bu önemli olgu okumak ve düşünsel faaliyetler ile kazanılmaktadır.  

Önemli olan insanın beyninde bir ampul yakabilmektik. İnsanın eğitimin âmâcıda bu bağlamda kişiyi düşündürmeli ve geleceğe hazırlamalıdır. İnsanın iyi ve kötü günleri yaşamları süresince olacaktır. Kötü günlerde yalnız kaldığında hayal kırıklığına kapılarak kendini bırakmak ve umutsuzluğa kapılmamak gerekir. İnsanın bir an kendini bırakması ile birlikte bütün kötülükler ve hastalıklar üstünüze gelir ve gidersiziniz. Böyle durumlarda mücadeleyi bırakmak gerekir. Canlı olmak, ayağa kalkarak yeniden yaşama başlamak gerekir. İnsanın insanı heveslendirmesi gerekir.

 

Okumuşlar, Okumuş Olmanın Hakkını Vermeli

İnsanın insanlaştırması için insani değerlerin doğru öğretilmesi ve doğru ortamların yaratılması gerekir.

Toplum, okullar ve aile temel değerlerden ne anladığını bilerek sağlıklı düşünen paylaşan mutluluğu yaşayan insan yetiştirmelidir. İyi insan yetişkin insan değerleri olan insan, sorumluk sahibi insan kolay yetişmiyor. Bunun uzun soluklu bir iş olduğunu bilerek bütün eğitimcilere önemli görevler düşmektedir.

İnsanın insanı olduğu gibi kabul ettiği, kurallara uyabilen, başkasının da hakkı olduğunu düşünen, küçük çıkarı için yalakalık ve tarafgirlik yapmadan yaşamı sadeleştiren. Abartıya gitmeden hoşgörülü olabilen değerlere sahibi insan yetiştirmemiz gerekir.

Hele bir de ortalıkta çok konuşan, her dönemde iktidarların etrafında pervane olan kişilerin eğitimli olması da can sıkıcı. Eğitimli kişilerden toplum eğitimleri düzeyinde kişilikli duruş beklemektedir.

Bu konuda Şair Sadi, “Ne kadar okursan oku; bilgine yakışır şekilde davranmazsan cahilsin demektir” der. Mevlana’da “ya olduğu gibi görün, ya da göründüğü gibi ol” der. Maalesef küçük çıkarı için sürekli başka güçlü şemsiye arayanlar yaşmaları boyunca dünyayı anlamadan çürükçül bir yaşam ile karın doyurma sevdasına yaşamış gibi yaşamış olacaklar.

Doğan Cüceloğlu “mış gibi yaşamış” adlı eserinde çok sayıda mış gibi yaşam örneklerini önümüze koyarak çoğumuzun ne kadar zavallı olduğumuzu bize yaşamımızdan kesitler ile ortaya koymuştur.

 

Düşüne Beyinler ve Aydınlar Sabırlı Olmalıdır

Günümüzde günlük hayata yaşadıklarımız, çevremizde gördüğümüz yalan yanlış haberler, aşağıdan yukarıya bozulan dilimiz, kimsenin kimseyi anlamadığı, her konuda hızla ayrışan toplum, yoksulaşan milyonlar insanın canı sıkıyor. Böyle dönemlerde sanırım sabır ençok düşünen insanlara gerekli. Düşünen insanalr bu döenmlerde sabırlarını tüketmemli. Düşüne n aydınalrda şaşalı yaşamalra kanmadan, yalakalığa prim vermeden diri olamlı. Ve toplumu canlı kılmalıdır. Düşünen beyinler yüksek sabır ve mücadele gücü ile yaratacakalrı eserleri ile toplumu aydınlatarak yarına taşımalıdırlar.

 

Yetişkin Birey Olmak Önemli

Şair, “cahiller kendini aklar, kâmiller özünü yoklar” diyor. Kendi kendini yoklamakta bir erdemdir. Çok anlamlı sözde cahil kendini öne çıkarır, çıkarı için her yola başvuru, kâmil yanlışını görürü, çevresini düşünür, kuralı olmayı ve başkasının da hakkına sahip olur. 

Ben ve sen bilinci yerine biz bilinci gelişmiş kendini tanıyan, ne istediğini bilen bir toplum yetiştirebilirsen, eminim ki ne yalaka ne olduğu gibi görünmeyen insanımız çok olur. Ülkemizin bunu yapacak potansiyeli var. Yeter ki eğitimi ve kültürü ülkenin önceliği yapalım. Tablo Doğan Cüceloğlunun İyi Düşün Doğru Karar ver ve Yeniden İnsan İnsana kaynaklarından yararlanılarak hazırlanan tablo hepimizin kendimizi sorgulaması için gerekli görmekteyim. 

 

Siyasilerden Eğitim, Bilim ve Kültüre Destek İsteyelim

Doğal olarak kişilikli olmak, yetişkin birey olmanın bir bedeli vardır. Yukarıda belirttiğim gibi günümüzde gerçekten çok zor. Ancak bunu başarmak zorundayız. Bu anlamda geniş bir anlayış birliği ile bunu kamu desteği ile sağlamak zorundayız. Kişileri kendi haline bırakırsan gemisini kurtaran kaptan oluruz. Ülkenin yasaları ve adaleti sağlanırsa herkes hakkını aldığını içine sinerek benimserse sorun olmaz kanısındayım.

Bu bağlamda her yurttaşın hangi partiden olursa olsun kendilerinden oy insanlardan eğitme, bilime ve kültürel zenginliğe öncelik vermelerini talep etmelidirler. Bizler siyaseten aş iş kadar eğitim, bilim ve kültürün yaşamımız da önemli olduğunu ve ihtiyaç duyduğumuzu istemeliyiz. Siyasiler toplumdan talep gelmedikçe eğitime ve kültüre yönelmeyeceklerdir. Ben şahsen bu konuları talep ediyorum.

 

 

 Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi,  iortas@cu.edu.tr

 

Ekleme Tarihi
29.04.2011
Ekleyen Kişi
İbrahim Ortaş


Paylaş | |
 DİĞER YAZILARI