Çiftçi Defteri
    TÜRKİYENİN EN GÜVENİLİR
                GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK PORTALI

E-Posta
Şifre
Beni Hatırla    
Ş. Unuttum | Üye Ol
Bugün: 20 Ekim 2020 Salı
Haberler Yazarlarımız Basından Makaleler Günlük Teknik Bilgiler Etkinlikler Foto Galeri Video Galeri
 Şuan Buradasınız: Ana Sayfa »  Yazarlarimiz » 
facebook
Twitter
 ANA SAYFA
 Gıda
 İçecek
 Tarla Bitkileri
 Sebzecilik
 Meyvecilik
 Hayvancılık
 Su Ürünleri
 Orman, Peyzaj
 Organik Tarım
 Çevre, Enerji
 Bilişim, Teknoloji
 Tarım Tedarik
 Ekonomi, Lojistik
 Tarımsal Desteklemeler

İSLAM ÂLEMİNİN GDO’YA OLUMLU YAKLAŞIMI NETLEŞİYOR

“1960’lardan günümüze dünya nüfusu üç katı artarken iyi beslenemeyenlerin oranı sürekli bir artış göstermiştir. İslam ülkelerini büyük bir bölümü, gelirlerinin %80’nini gıdaya ayırmak durumundaki gelişmekte olan ülkeler gurubunda yer almaktadır. Bu nedenle Müslümanlar, nüfus artışı, üretim kaynaklarının sınırları zorladığı ve artan küresel ısınma tehditleri karşısında, gıda maddeleri üretimi ve gıdaya erişim sorunlarını çözecek stratejiler geliştirmek zorundadırlar”. Bu satırlar 1-2 Kasım 2010 yılında Penang, Malezya’da gerçekleştirilen “International Workshop for Islamic Scholars and Experts of Modern Biotechnology: Shariah Compliance” – “Uluslar arası İslam Âlimleri ve modern biyoteknoloji uzmanları: şeriata uygunluk çalıştayı” sonuç bildirgesinin ilk paragrafında yer almaktadır#.

Gerçekten de 30’dan fazla ülkede 16 milyon çiftçinin ürettiği transgenik ürünlerin ekonomik ve tarımsal önemi dikkat çekmektedir. Dünya tohum pazarında % 36’lar oranında pay sahibi olan#, ortalama %30 maliyet düşüklüğü ile, üretenlere ekimine başlanıldığından bu yana 70 milyar US$ artı değer sağlayan GDO ürünleri fakir toplumlardan uzak tutmak akıl karı mıdır? Hele hele küresel ısınma risklerinin arifesinde, birçok ülke tuzlanmaya, kurağa dayanıklı yeni çeşitler geliştiredururken, İslam ülkelerinin olaya seyirci kalması beklenilemezdi. Ne var ki GDO’ya karşı görüşler ideolojik boyutlara ulaşmış ve GDO’lu ürün araştırma parselleri fanatiklerce tahrip dahi edilebilmişti#. Diğer taraftan hızla gelişen “helal” gıda kavramı özellikle şeriatın hâkim olduğu ülkelerde yüksek ticari boyutlara ulaşmıştı. İşte bu nedenle yukarıdaki çalıştay ve sonuç bildirgesi önem kazanmaktadır.

Özetle sonuç bildirgesinde denilmektedir ki:

İslam ve bilim tamamlayıcıdır. İslam, insanlık için yararlı bilimsel yenilikleri destekler. Modern biyoteknoloji ve gen mühendisliği, bütün İslam Örgütü üyelerinde takdir edilecek önemli bir gelişmedir. Yasa ve yönetmelikler, biyoteknolojinin özellikle Müslüman ülkelerde kabulünü kolaylaştırılmak zorundadırlar. Şeriata göre kaynağı Halal olan her ürün HELALDİR. Kaynağı haram olan gıdalardan türeyen veya türetilen ürünler ise HARAMDIR;

Şeriata göre modern biyoteknoloji ve gen mühendisliği, bitki ıslah yöntemlerinden olup, diğer bitki ıslah tekniklerinden farklı değildir;

Yeterli gıda güvenirliğini sağlamak bizim İslami yükümlülüklerimizdendir. Bütün Müslüman ülke hükümetleri, uluslararası organizasyonları ve araştırma kuruluşları modern biyoteknoloji ve gen mühendisliği araştırma ve geliştirmelerini desteklemelidir;

Şeriat açısından, tarımsal üretime olumlu katkıları ve İslam âleminin gıda güvenirliği için, modern biyoteknoloji ve gen mühendisliği bir KOLLEKTİF YÜKÜMLÜLÜK olarak benimsenmeli ve ihmal edilmemelidir;

Modern biyoteknoloji ve gen mühendisliği konusunda toplumun bilgilendirilmesi ve eğitimi, din âlimlerinin, bilim adamları ve toplumun birlikte çalışmasını gerektirmektedir;

Sağlıklı kararların alınabilmesi için ilgili tarafların, şeffaf ortamlarda gerçek bilimsel verilere ulaşabilmesi sağlanmalıdır.

Bu sonuç bildirgesi öncesinde ve sonrasında tüm İslam Ülkelerinde bir seri gelişmenin yaşandığı bir gerçek. Burada yalnız iki ülkedeki İran ve Pakistan’daki gelişmelere kısaca bir göz atalım. İran, tescil ettiği çeltiğin yanında, önümüzdeki yıllarda transgenik pamuk, şeker pancarı, yabancı ot ilacına dayanıklı kolza ve yonca ile ilgili tarla denemelerini başlatmıştır. Diğer taraftan transgenik hayvan çalışmalarını da sürdüren İran’ın, özellikle süt proteinindeki değişiklilerle ilaç sanayi için 2-3 yıl içinde tescil edileceği transgenik keçi genotipleri elde ettiği bilinmektedir. Pakistan ise, daha öncesinde kaçak olarak yurtdışından gelen GDO pamuğu, geliştirerek, 2011 yılı itibarı ile 3 milyon hektarlık ekim alanına ulaşmış ve gelecek yıllarda tescil edilmek üzere, pamuğun (çeşit sayısını artırmak için) yanında mısır, buğday ve şekerkamışı tarla denemelerini sürdürmektedir.

Bu konuda ülkemizde de bazı gelişmeler yaşanmaktadır (http://www.gazetegida.com/haber/4217-.html). “Diyanet'ten domuz geni olmayan GDO'lu ürünlere fetva” başlıklı bir haberde, bir Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesinin, içinde domuz geni bulunmayan genetiği değiştirilmiş organizmalı (GDO) ürünlerin helâl olduğunu beyanından söz edilmektedir. Yine aynı şahıs, “Peynir mayalarının domuz orijinli jelatinlerden olmaması gerekiyor. Haram olan bir şey kimyasal değişimler sonucunda asıl vasfını kaybetmişse, farklı bir madde ortaya çıkmışsa, başka alternatifi yoksa caiz olacağı ifade ediliyor ancak domuzda bunu söyleyemiyoruz” şeklinde devam etmiştir.

Peki, Müslüman Türkiye halen tükettiği ve tüketimini yapacağı bu ürünlerin hep ithalatçısı mı olacak! Türkiye kendi gereksinimi için en azından AR-GE’ye yeşil ışık yakamaz mı? Hani “Türkiye Bilimler Akademisinin:

DS11: İlk GDO üretim ve araştırma merkezi açılacaktır” ,

S17: Stratejik kültür bitkilerinin en az birinde tuz ve kuraklık stresine toleranslı transgenik bitki geliştirilmiş olacaktır öngörüleri nerelerde kaldı?

Prof. Dr. Nazimi Açıkgöz
alt
alt

Ekleme Tarihi
03.12.2012
Ekleyen Kişi
Nazimi Açıkgöz
Etiketler: GDO ve İslam, şeriat ve GDO, din ve gdo, gdo ve haram, gdo ve helal


Paylaş | |
 DİĞER YAZILARI