Çiftçi Defteri
    TÜRKİYENİN EN GÜVENİLİR
                GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK PORTALI

E-Posta
Şifre
Beni Hatırla    
Ş. Unuttum | Üye Ol
Bugün: 27 Ekim 2020 Salı
Haberler Yazarlarımız Basından Makaleler Günlük Teknik Bilgiler Etkinlikler Foto Galeri Video Galeri
 Şuan Buradasınız: Ana Sayfa »  Yazarlarimiz » 
facebook
Twitter
 ANA SAYFA
 Gıda
 İçecek
 Tarla Bitkileri
 Sebzecilik
 Meyvecilik
 Hayvancılık
 Su Ürünleri
 Orman, Peyzaj
 Organik Tarım
 Çevre, Enerji
 Bilişim, Teknoloji
 Tarım Tedarik
 Ekonomi, Lojistik
 Tarımsal Desteklemeler

 Resmi Gazetede 6 Ekim 2010 tarihinde yayınlanan “Bazı Tarım Ürünleri İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında” Bakanlar Kurulu Kararından bir gazeteci arkadaşımın telefonuyla haberim oldu. Tereyağında sıfır gümrüklü kontenjan açılmış dedi, kulaklarıma inanamadım.

 

Sonra Kararı inceledim. Sadece tereyağı yoktu, süt tozu, mısır nişastası, susam ve her türlü bitkisel yağ listede yer alıyordu. Okuduğuma inanamadım. İthalat kontenjan miktarları hiç önemli değil di; hükümet, gümrük vergisi ve kontrol belgesi aracılığıyla değişik oranlarda koruduğu bir sürü üründe sıfır gümrüklü ithal olanağını sağlıyordu. Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi süt ve tereyağında gümrük vergileri ithalatı önleyecek derecede yüksekti, diğerlerinde de hatırı sayılacak düzeylerdeydi. Listedeki ürünlerin hepsinin iç fiyatları, dış fiyatlarından yüksekti. Kontenjanlar listedeki ürünleri girdi olarak kullanıp nihai ürün üreten sanayicilere dağıtılacak ve böylece kontenjandan pay alabilenler karlarına kar katacaklardı.

 

 

Yüzde Sıfır Tarife Kontenjanı Açılan Ürünler ve 2010 İthalat Rejimine göre Gümrük Vergileri

 

G.T.İ.P.

 

Ürün Tanımı

Tarife Kontenjanı (ton)

Gümrük Vergisi (%)

04.02

Süt ve krema

2.500

150

04.05.10

Tereyağı

2.000

140

08.01

Hindistan cevizi, Brezilya cevizi ve Kaju cevizi

08.01.11.00.00.00

Kurutulmuş

1.000

30

08.01.19.00.00.00

Diğerleri

11.08.12

Mısır nişastası

1.000

27

12.07.40

Susam tohumu:

12.07.40.90.00.11

Ham

7.000

23,4

12.07.40.90.00.12

Soyulmuş

15.07

Soya yağı ve fraksiyonları

9.000

31,2

15.11

Palm yağı ve fraksiyonları

31,2

15.12

Ayçiçeği tohumu, aspir veya pamuk tohumu yağları ve fraksiyonları

31,2 - 36

15.13

Hindistan cevizi (kopra), palm çekirdeği veya babassu yağları ve fraksiyonları

20 - 31,2

15.14

Rep, kolza ve hardal yağı ve fraksiyonları

31,2

15.15

Diğer bitkisel sabit katı ve sıvı yağlar (jojoba yağı dahil) ve fraksiyonları

19,5 - 31,2

15.16.20

Bitkisel katı ve sıvı yağlar ve bunların fraksiyonları

 

15.16.20.96

Yerfıstığı, pamuk tohumu, soya ve ayçiçeği tohumu yağları; palm çekirdeği, illipe, hindistan cevizi, rep tohumu ve copaiba yağları hariç ve serbest yağ asitleri ağırlık itibariyle %50'den az olan diğer yağlar

46,8

15.16.20.98

(15.16.20.98.00.11 hariç)

Diğerleri

(Zeytinyağı hariç)

46,8

Kaynak: İlk üç sütun: 6 Ekim 2010 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2010/888 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki; Son sütun: 2010 yılı İthalat Rejimi Kararı eki I sayılı Liste.

 

İşte sana, iktisatta “rant yaratma” davranışına ders kitaplarına yaraşır mükemmel bir örnek dedim. İktisat yazınında yer alan “rant yaratmak”, bir firma, kuruluş veya kişinin kendi kaynaklarını kullanarak, topluma yararı olmayan, iktisadi çıkar peşinde koşmasıdır. Hükümet düzeyinde lobi faaliyetleri sonucunda, süregelen düzenlemelerde çıkar grubuna getiri sağlayacak istisnai düzenlemelerle rantın yasal olarak yaratılması mümkündür. Basit olarak başarılı rant yaratma eylemi pastayı büyütmez, sadece rant yaratmayı başaranlara pastadan daha büyük bir dilim aktarır.

 

Olumlu düşünmeye çalıştım. Bakanlar Kurulunun karar tarihi durumu daha da ümitsiz hale getirdi. Tarife kotası açma kararı ile kasaplık hayvan ve et ithalatında mecbur kalınan gümrük vergisi indirim kararı aynı tarihte (27/8/2010) alınmıştı. Kasaplık hayvan ve et gümrük vergilerinde indirim kararı Resmi Gazetede 19/9/2010 tarihinde yayınlanmıştı. Eyvahlar olsun, kontenjan kararı arada kaynamış, yayını için bir aya yakın beklenmiş diye gülümsedim.  

 

İşin aslı, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in Dünya Gazetesi’nde (14 Ekim 2010) yayınlanan açıklamasıyla aydınlandı. Eker, sadece süt ve Avrupa Birliği (AB) ile ticaretimizden bahsederek, açılan kontenjanın Dahilde İşleme Rejimiyle (DİR) ilgili olduğunu açıkladı.

 

Gümrük Birliği Kararına rağmen hala işlenmiş gıda ürünlerindeki tarım mallarına gümrük vergisi uygulanıyor. AB ile uygulaması süren “Tarım ve İşlenmiş Tarım Ürünleri Tercihli Ticaret Rejimi” belirlenmiş ürünlerde karşılıklı ticaret tavizleri içeriyor. Rejim bazı işlenmiş tarım ürünlerinin ticaretinde gümrük muafiyeti uygulanacak miktarları da belirliyor. Mesela helvanın dahil olduğu ürün grubundaki bazı işlenmiş ürünlerde, Türkiye’den AB’ye yapılacak ihracatın 15.000 tonu gümrük vergisinden muaf tutulmuş.

 

DİR işlenmiş tarım ürünü ihracatçıları tüm diğer ihracatçılar gibi nihai ürün üretiminde kullanacakları girdileri gümrüksüz ithal etme ayrıcalığını veriyor. AB ile tercihli ticaret rejimiyle DİR beraber değerlebirildiğine gümrük vergisi kararının nedeni ortaya çıkıyor. Eminim ama, gene de biraz şüphe payı katmakta yarar var. Sanırım, AB ile tercihli ticaret rejiminde belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen Türkiye, AB tarafından bir kez daha uyarıldı. “Bir yandan AB’den tarım ve işlenmiş tarım ürünlerinde ithalat yükümlülüklerine uyma, diğer yandan DİR’i kullanarak üçüncü ülkelerden girdi ithal edip ürettiğin işlenmiş tarım ürünlerinin gümrük muafiyetinden yararlanarak AB’ye ihraç et, yok öyle yağma!” zılgıtını yedi.

 

Bu Karar, tercihli ticaret rejiminden yararlanarak AB’ye ihracat yapanları sıkıntıdan kurtarmayı hedeflemektedir. İhracatçıların dertlerine sadece küçük bir pansuman niteliğindedir. Ne tarımı batırır, ne de gıda ürünlerinde ihracatı artıracak etkisi olur. Daha dar bir ülke grubundan tedarik edileceğinden, girdilerin fiyatlarında AB’ye ihraç miktarını etkilemeyecek artışlar görülebilir.

 

Türkiye’nin, özellikle gıda sanayiinde sadece AB’de değil, dünyada sıkı rekabet edebilme potansiyeli var. İhraç edebilme kapasitesindeki artış, iç piyasada ithalatta rekabet edebilme yetisinide artıracak. Üretkenlik ve etkinliği artıracak politikalar eşliğinde, tarımın gemlerini yavaş yavaş gevşetmekle başarılı olmak içten bile değil. Farkında değiliz, devran değişti. Artık Türkiye, tarımda rekabeti artırmaktan zarar görebilecek kesimleri kollayacak olanaklara sahip.

 

Erol H. Çakmak

ODTÜ, İktisat

 

Ekleme Tarihi
17.10.2010
Ekleyen Kişi
Erol H.Çakmak


Paylaş | |
 DİĞER YAZILARI