Çiftçi Defteri
    TÜRKİYENİN EN GÜVENİLİR
                GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK PORTALI

E-Posta
Şifre
Beni Hatırla    
Ş. Unuttum | Üye Ol
Bugün: 23 Ekim 2020 Cuma
Haberler Yazarlarımız Basından Makaleler Günlük Teknik Bilgiler Etkinlikler Foto Galeri Video Galeri
 Şuan Buradasınız: Ana Sayfa »  Yazarlarimiz » 
facebook
Twitter
 ANA SAYFA
 Gıda
 İçecek
 Tarla Bitkileri
 Sebzecilik
 Meyvecilik
 Hayvancılık
 Su Ürünleri
 Orman, Peyzaj
 Organik Tarım
 Çevre, Enerji
 Bilişim, Teknoloji
 Tarım Tedarik
 Ekonomi, Lojistik
 Tarımsal Desteklemeler

ÇİFTÇİ 2012 ÜRETİM YILINDA NE EKECEĞİNE KARAR VEREMİYOR
 
 
 

Bugünlerde tohumunu, gübresini alması gereken çiftçi karamsarlık içinde; çünkü piyasalar yani arz talep dengesi üretici aleyhinde (zamansız gereksiz mısır ve DDGS ithalatı). Bu zamana kadar çok zor şartlarda pamuğunu, mısırını bekleten çiftçi zarar etti. 
‘Dünya pazarlarında rekabet edebilmemiz için ham madde fiyatlarını dünya fiyatlarından kullanmamız gerekir’ diyen yemci ve iplikçi acaba yerli üretimin dünya fiyatlarının altında olmasını nasıl sağlıyor? 
 
Tarımsal üretimin en kırılgan taraflarından biri de yılda bir defa ciro yapmasıdır; günlük veya aylık kasası yoktur. Yıl içerisinde zararını telafi etmesi mümkün değildir, kısacası ya batacak ya çıkacaktır. 
 
Yalnız bu hadisenin tek taraflı olmadığı da bir gerçek. Örgütsüz,  örgütüne sahip çıkmayan, çıkamayan çiftçinin de vebali çok büyük; ne yazık ki, kendi gücünün farkında da değil. Maalesef ki, üretici, yakından uzaktan tarımla ilgisi olmayan, toprağa eli değmemiş, rüzgârı sırtında, güneşi tepesinde yaşamamış, bu güne kadar hep masa başında oturmuş kişilere sığınıp kendi haklarının gayri samimi savunulmasından medet ummuştur; bu zatların medyada boy göstermesine müsaade etmiştir.
Birçok çiftçi olayı uzun vadede değil günü birlik düşünüp, kahve köşelerinde ancak oturup dedikodu yapıp, laf üretmiş; ekmeğine, emeğine sahip çıkmamıştır. İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır.
 
Tepki yalnız sokağa dökülerek, arbede çıkararak verilmez! 
 
Zaten üretim maliyetlerinin altında ezilen üretici, kendini fiyat politikası ile ezen yıllık enflasyonun üzerinde tohumu, ilacı ve gübreyi satmaya kalkan A firmasını veya B firmasını kara listeye alsa, ‘Sizin tohumunuzu, ilacınızı, gübrenizi almıyorum, kullanmayacağım.’ dese ve bu boykotu ülke geneline yaysa neler olur neler. Veya mahsulünü olması gereken fiyatın altında kapatmak isteyen, çiftçiyi boğan kişilere, kurumlara mal satmasa neler olur neler.
 
Dahası da bu yıl mısır veya pamuk veya ayçiçeği veya buğday ekmiyoruz diyebilsek, yurt geneline yayılsa neler olur neler. İşte o zaman bizler ancak gücümüzün bir kısmını göstermiş oluruz. Bunu 25 yıllık çiftçi tecrübesiyle iddia ediyorum.
 
Diğer önemli bir konu da, zaman zaman medyada ‘Ülkemizde tarımsal üretim planlaması yapılmıyor, ihtiyacımız kadar artık üretemiyoruz veya arz fazlası var.’ şeklinde haklı haksız eleştiriler oluyor. Bu eleştirilerin önünü kesmenin ve üretim planlamasına gidilmenin en pratik yolu ve kabul gören argümanı, ürüne verilen prim desteğidir.
 
Yalnız, olması gereken zamanda yani çiftçinin üretim planlaması yapacağı günlerde belirlenen, işe yarayan destek, destektir. Bu nedenle Tarım Bakanlığı acilen bugünlerde hangi ürüne ne kadar prim desteği vereceğini açıklamalıdır ki, üretici önünü görebilsin, tohumunu toprakla buluşturabilsin.

Adana Tahıl Üreticileri Birliği Bşk.
Nur Özkan

Ekleme Tarihi
10.02.2012
Ekleyen Kişi
Nur Özkan


Paylaş | |
 DİĞER YAZILARI