Çiftçi Defteri
    TÜRKİYENİN EN GÜVENİLİR
                GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK PORTALI

E-Posta
Şifre
Beni Hatırla    
Ş. Unuttum | Üye Ol
Bugün: 14 Ağustos 2022 Pazar
Haberler Yazarlarımız Basından Makaleler Günlük Teknik Bilgiler Etkinlikler Foto Galeri Video Galeri
 Şuan Buradasınız: Ana Sayfa »  Yazarlarimiz » 
facebook
Twitter
 ANA SAYFA
 Gıda
 İçecek
 Tarla Bitkileri
 Sebzecilik
 Meyvecilik
 Hayvancılık
 Su Ürünleri
 Orman, Peyzaj
 Organik Tarım
 Çevre, Enerji
 Bilişim, Teknoloji
 Tarım Tedarik
 Ekonomi, Lojistik
 Tarımsal Desteklemeler

Ülke genelinde hayvancılığın en yoğun olduğu Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde, hayvancılığın gerilemesinin en büyük nedeni bu sektörün ihmal edilmesidir. Bir diğer nedeni de terördür. Bu anlamda hayvancılığın önemi ve yaşanan sorunlar, et fiyatlarının artması ve et ithalatının açılması ile daha çok gün ışığına çıkmıştır.

İstanbul Veteriner Hekimler Odası et fiyatlarının yükselmesinin nedenlerini  meraların gereği gibi korunmaması, kuraklığa bağlı olarak yem girdi fiyatları artışı, köyden kente göçün artışı ve buna bağlı olarak hayvan sayısının dolaylı olarak kasaplık hayvan sayısının azalması başta gelen nedenleri oluşturduğunu açıkladı. Spekülatörlerin de bu artışta payı olduğu söyleniyor. Şimdi et ithalatı ile tüketicinin daha ucuz et yemesine neden olacak. Ancak aynı zamanda üreticinin de zarar etmesine ve hayvancılığın gerilemesine yol açacak.

Türk Lirası değerli iken ve dışarıda et için daha fazla sübvansiyon verilirken, bizde üreticinin hiçbir şekilde rekabet şansı kalmıyor. Kaldı ki Türkiye’de verim de düşük. Örneğin, Hayvansal ürünler olarak Türkiye’de sığır başına verim AB’ye göre sütte 2, ette 3 kat daha azdır. Türkiye’de sığır sayısı AB ülkelerinden ayrı ayrı daha fazladır. Ancak verim düşük olduğu için rekabet şansı daha azdır.


Yerli sığırda verimin düşük olması nedeni ile Türkiye’de bu hayvan sayısında düşme var. Örneğin 1991 yılında yerli sığır sayısı 6.7 milyon iken 2009 da 2.6 milyona geriledi. Buna karşılık kültür sığır sayısı arttı. Aynı dönemde 1.3 milyondan 3.7 milyona yükseldi. Ne var ki toplam büyükbaş hayvan sayısı yine aynı dönemde 12.3 milyondan 10.8 milyona gerilemiş. En dramatik gerileme küçükbaş hayvan sayısında olmuş. 1991 yılında 51.2 milyon baş olan küçükbaş hayvan sayısı, 2009 yılında 26.9 milyona, hemen hemen yarı yarıya azalmış. Buna karşılık 1991 yılında Türkiye’nin nüfusu 56.1 milyon iken 2009 yılında 72.7 milyona yükseldi. Et ve süt üretiminde, bu günkü piyasa koşullarında hem üretici ve hem de tüketici zararlı çıkıyor. Örneğin sütü üretici 70 kuruştan satarken, tüketici ambalajında 2.5 liraya içmektedir. Et sorunu için Et Balık Kurumu en iyi çözüm. Bu kurum eti üreticiden değerine alıyor, üzerine fahiş kâr bindirmeden tüketiciye satıyor. Üretende, tüketende daha kârlı çıkıyor. Hayvancılıkta verimin artırılması için devlet daha fazla öncülük etmeli ve köylüyü organize etmelidir.

Bu anlamda organik et ve süt ürünleri organize sanayi bölgeleri kurulmalıdır. Bu bölgelerde ortak yem temini ve hayvansal ürünlerin değerlendirmesi organize edilmelidir. Yine devletin öncülüğünde, tarım üretim kooperatifleri yeniden ve bugünkü şartlara göre organize edilmesi gerekir. Üretici ve tüketici arasında kalan, aracı sektörlerin, dernekler veya gizli anlaşmalarla kartelleşmesi önlenmelidir. Hayvancılık sektörüne verilen sübvansiyonlar artırılmalı, kredi destekleri sağlanmalıdır. Böylece hayvancılık ve hayvan ürünlerinin gelişmesi ve ihracatı, devlet desteği ile sosyal bir faydaya dönüşecektir.

Namık KALAYCI

 

Ekleme Tarihi
08.07.2010
Ekleyen Kişi
Namık Kalaycı


Paylaş | |
 DİĞER YAZILARI