Çiftçi Defteri
    TÜRKİYENİN EN GÜVENİLİR
                GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK PORTALI

E-Posta
Şifre
Beni Hatırla    
Ş. Unuttum | Üye Ol
Bugün: 23 Şubat 2020 Pazar
Haberler Yazarlarımız Basından Makaleler Günlük Teknik Bilgiler Etkinlikler Foto Galeri Video Galeri
 Şuan Buradasınız: Ana Sayfa »  Yazarlarimiz » 
facebook
Twitter
 ANA SAYFA
 Gıda
 İçecek
 Tarla Bitkileri
 Sebzecilik
 Meyvecilik
 Hayvancılık
 Su Ürünleri
 Orman, Peyzaj
 Organik Tarım
 Çevre, Enerji
 Bilişim, Teknoloji
 Tarım Tedarik
 Ekonomi, Lojistik
 Tarımsal Desteklemeler


 
ŞEVKET ÖZÜGERGİN
 
 
 

 
 
 
YENİDEN CARİ AÇIK SORUNU MU?

Türkiye’nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelen cari açığın, bu yılın başından itibaren azalma eğilimine girdiğini görmek hepimizi sevindirmişti. Ancak bu eğilimin verileri yayımlanan son iki ayda tersine dönmeye başladığını görüyoruz.

Cari açıkta Haziran ayı beklentisi 3,7 milyar dolar iken, gerçekleşen rakam 4,1 milyar dolar olmuştur.12 aylık kümülatif rakam ise 52,2 milyar doları bulmuştur. Oysa yıl sonu cari açık beklentisi 45-50 milyar dolar aralığındaydı.

Elbette bu durumun çeşitli nedenleri vardır.

Ana sebep ihracatın, beklenildiği kadar artmamasıdır.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) verilerine göre, bu yılın Temmuz ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre %0,1 oranında azalmıştır. Ocak-Temmuz ayları arasındaki artış % 5,7 ve 12 aylık artış sadece % 2,2 dir.

Daha da önemli olan, önümüzdeki dönemde ihracatın daha fazla artacağına yönelik işaretlerin görülememesidir.

İhracatımızın yapısının zaten katma değeri yüksek, üstün teknoloji içeren, pahalı ürünlerden oluşmadığı gerçeği bir yana, dış pazarlardaki gelişmeler de, bügünkü haliyle fazla umut vermemektedir.

İhracatımızda en önemli ikinci pazar olan Irak’taki olaylar, ihracatımızı, nakliye gelirlerimizi ve yatırımlarımızı olumsuz yönde etkilemeye devam etmektedir.

Batı’nın, Ukrayna’daki gelişmeler sonucu Rusya’ya uyguladığı ambargonun ihracatımıza avantaj sağlayacağı söylenmektedir ama bu beklentinin ne ölçüde gerçekleşebileceği belli değildir.

Bölgemizdeki çekişmeler dolayısıyla gerileyen ihracatımız, bir süredir gelişmekte olan AB pazarlarına yaptığımız ihracatın artması ile telafi edilmiştir. Ancak Avrupa’dan gelen ekonomik veriler, bu bölgedeki büyümenin durduğu hatta negatife dönebileceğini göstermektedir. Aynı durum Japonya için de geçerlidir.

Almanya’nın Gayrisafi Yurt İçi Hasılası (GSYH) bu yılın ikinci üç ayında % 0,2 oranında azalmıştır. Oysa Almanya, yılın ilk çeyreğinde % 0,7 lik bir büyüme göstermiştir. Gerilemeye sebep olarak, Almanya’nın dış ticaret dengesinin bozulması gösterilmektedir. Rusya’ya uygulanan ambargonun bu dengeyi daha fazla bozabileceği söylenmektedir.

Fransa’da bu yılın ilk iki çeyreğinde büyüme oranı sıfırdır.

İtalya’da 2014 yılının ikinci çeyreğinde büyümede %0,2 lik bir gerileme kaydedilmiştir. İtalya yeniden resesyona girmiştir.


Bu veriler değerlendirilirken, Almanya ve Fransa’nın Avrupa ekonomisini yönlendiren iki temel ülke ve İtalya’nın Euro Bölgesi’nin en büyük üçüncü ekonomisi olduğu unutulmamalıdır.

Kısacası, yakın bir gelecekte mevcut dış pazarlarımızda ve özellikle Avrupa pazarlarında bir ciddi genişleme beklenmemelidir.

Türkiye kısa vadede neler yapabilir?

İhracatı arttırma imkanları sınırlı olduğuna göre, ithalatı körükleyecek, örneğin iç talebi arttıracak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Faiz politikası ve özel ve kamu tüketim harcamaları bu hedefe uygun olmalıdır. Kur politikası bu hedefi desteklemelidir.

Büyüme oranı, FED kararları sonucu ortaya çıkabilecek likidite daralması da göz önünde tutularak gerçekçi biçimde belirlenmelidir.

Ekonomi yönetiminde güven ve istikrar ile siyasetin yön vermediği bir ekonomik ortamın son derece önemli olduğu unutulmamalıdır.
 
 
 
 

Ekleme Tarihi
21.08.2014
Ekleyen Kişi
Şevket Özügergin
Etiketler: Şevket ÖZÜGERGİN


Paylaş | |
 DİĞER YAZILARI