Çiftçi Defteri
    TÜRKİYENİN EN GÜVENİLİR
                GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK PORTALI

E-Posta
Şifre
Beni Hatırla    
Ş. Unuttum | Üye Ol
Bugün: 13 Kasım 2018 Salı
Haberler Yazarlarımız Basından Makaleler Günlük Teknik Bilgiler Etkinlikler Foto Galeri Video Galeri
 Şuan Buradasınız: Ana Sayfa »  Yazarlarimiz » 
facebook
Twitter
 ANA SAYFA
 Gıda
 İçecek
 Tarla Bitkileri
 Sebzecilik
 Meyvecilik
 Hayvancılık
 Su Ürünleri
 Orman, Peyzaj
 Organik Tarım
 Çevre, Enerji
 Bilişim, Teknoloji
 Tarım Tedarik
 Ekonomi, Lojistik
 Tarımsal Desteklemeler


 
ŞEVKET ÖZÜGERGİN


ORTA VADELİ PROGRAM VE İHRACATIMIZ
 
 

2014-2016 yıllarını kapsayacak Orta Vadeli Programda (OVP), büyümeden enflasyona, milli gelirden ihracata, istihdamdan cari açığa kadar birçok alanda hedefler açıklandı.
 
Geçmiş Orta Vadeli Programlardaki gerçekleşme oranları dikkate alındığında, son Programın da biraz iyimser olduğunu söylememiz mümkündür. Bir bakıma böyle olması da doğaldır. Çünkü, yoğun bir rekabetin hüküm sürdüğü küreselleşmiş bir dünyada ve hele ekonomik büyümesini, Türkiye dahil, dış kaynaklara bağlayan ülkelerde, sağlıklı tahminler yapmak son derece zordur. Böyle bir ortamda sözkonusu ülkeler, karar alıcı veya gelişmelere yön verici konumda değildirler, gelişmelere uyum sağlamayı en iyi şekilde yapmanın gayreti içindedirler.

Bugün OVP’ın ihracatla ilgili bölümünü değerlendirmeye çalışacağız.

Programa göre ihracatımız bu yıl 160,5, gelecek yıl 173,0 ve 2016 yılında 187,4 milyar dolar olarak gerçekleşecektir. Hedefler belirlenirken nasıl bir değerlendirme yöntemi kullanıldığını bilmiyoruz. 2023 yılı için daha önce öngörülen 500 milyar dolarlık hedefin ise pek te gerçekleşebilir olmadığı anlaşılmış gibidir.

Üç yıl için tesbit edilen hedeflere ulaşılması ve 2023 yılı beklentilerine yaklaşılabilmesi için bazı şartların yerine getirilmesi gereklidir.

Türk ihraç mallarının katma değeri yüksek değildir. Toplam ihracat içinde ileri teknoloji içeren ürünlerin oranı % 3-4 arasındadır. Yani Türkiye ucuz mal ihraç etmektedir. Bir başka ifade ile vazgeçilmez ürünlerinin sayısı çok azdır. Bu yüzden ve özellikle ihraç pazarlarında daralma olduğunda, ihracat miktarı azalmaktadır. İhraç ettiği ürünlerde rakip sayısı oldukça fazladır ve bu ülkelerde çevre, güvenlik, yaşam standardı gibi maliyet arttırıcı unsurlara fazla dikkat edilmemektedir.

AR-GE, İnnovasyon, teknolojik araştırma ve geliştirme konularında son yıllarda bazı ilerlemeler olduğu doğrudur ama alınan mesafe gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkı kapatabilecek boyutta değildir. Görev tanımı, işbölümü ve kaynak dağılımı yeterince etkin değildir. Sanayinin rekabet edebilir sektörleri belirlenmemiş olunca, sektörel öncelikler de belirlenememektedir. Bu durumda yanlış teşvik politikaları yüzünden kaynakların israfı sözkonusu olmaktadır. 2014-2015 yılları esas alınarak yapılan değerlendirmelere göre, rekabet gücü sıralamasında 144 ülke arasında Türkiye 45 ncidir.

Tanıtımda da ciddi eksiklikler sözkonusudur.

Türk ürünleri içinde uluslar arası piyasada tanınan marka sayısı çok azdır. Marka logosu veya sloganı elbette iyidir ama tek başına yeterli değildir. Kalite, fiyat, arz kapasitesi, arz istikrarı, uygun dağıtım kanalları, yurt dışı mağaza sayısı, satış sonrası hizmetleri, müşteri ilişkileri, talep projeksiyonları, yurt dışında veya içeride uluslararası nitelikte fuarlar, teknolojik iletişim imkanları gibi daha birçok hizmetle logo ve sloganın altının doldurulması gereklidir. Bu alanda önemli olan bir başka şey ürünün üretildiği ülkenin imajıdır. Toplumsal yaşam biçiminden, ekonomik büyüklüğüne, hukuk sisteminden, teknolojik yapısına ve iş ahlakına kadar geniş bir yelpazede olumlu ülke niteliğini kazanmış memleketlerin ürünleri de daha fazla tercih edilecektir.

OVP kapsamında yapılan açıklamalardan özelleştirme işlemlerinin devam edeceği anlaşılmaktadır.

Özelleştirmeye sadece ‘gelir getirici işlemler olarak bakılmamalıdır. Amaç, gelir yanında, teknoloji transferi, ihracata yönelik sektörlerin bu yolla teşviki, daha geniş pazar olanakları olmalıdır. Alıcı olarak bu şartları yerine getirebilecek firmalar tercih edilmelidir. Bu hususlar ihale şartnamelerinde ve sözleşmelerde açıkça belirtilmeli ve yaptırımlar açıkça yazılmalıdır.

Bir kısmı yukarıda sayılan eksiklikler tamamlandığında, ihracat zaten kendiliğinden artacak ve ülkemiz ürünleri aranılır hale gelecektir.
 
 
 
 
 

Ekleme Tarihi
21.10.2014
Ekleyen Kişi
Şevket Özügergin
Etiketler: Şevket ÖZÜGERGİN, OVP, ekonomi, ihracat


Paylaş | |
 DİĞER YAZILARI